Limanlar
2025 yılı, Türkiye denizcilik sektörü için büyümenin arttığı fakat yapısal olan sorunların daha belirgin olarak ortaya çıktığı bir yıl oldu. Limanlardaki yapılan operasyonların artışı ile beraber işlem yapılan yük hacminin bir önceki yıllara göre artışı sürerken buna karşı transit olarak yapılan taşımacılık işlemlerinde dalgalanmalar, bölgesel riskler ve maliyet baskılarının oluşturduğu sektör üzerindeki kırılgan yönler öne çıkmıştır. 2025 yılında Türkiye limanlarında elleçlenen toplam yük miktarı yaklaşık 456 milyon ton seviyelerine ulaşırken bu rakam 2024 yılına kıyasla %3-4 aralığında artış göstermiştir. 2024 yılında 443 milyon ton olan yük hacmi 2025 yılında 13 milyon ton civarlarında artış göstermiştir. Bu artışın büyük bölümü 2025 yılının ilk 6 ayında gerçekleşmiştir. Buna karşı küresel bazda bu büyüme %0,5 oranında gerçekleşmiştir. Bu artış bize limanlardaki elleçleme faaliyetlerinin artarak sürdürdüğünü fakat büyümenin ivme kaybettiğini ortaya koymaktadır.
Küresel piyasalardaki ticaretteki yavaşlama, Avrupa pazarlarındaki durgunluk ile navlunlarda yaşanan dalgalanmalar, bu yavaşlamanın temel nedenleri arasında yer almaktadır. Bununla birlikte 2025 yılında ülkemiz limanlarında elleçlenen konteyner miktarlarında artış yaşanmıştır. Ancak bu artışların büyük bölümü, ithalat ve ihracat kaynaklı hareketlerden oluşmuştur.
Transit olarak elleçlenen konteyner hacminde ise ticaret 2025 yılında dalgalı bir seyir izlemiştir. 2025 yılı içerisinde transit elleçlenen yük miktarlarında yıl içerisindeki bazı aylarda belirgin şekilde düşüşler göze çarpmıştır. Bu, Türkiye limanlarındaki transit konteyner elleçlemenin aktarma merkezi olma konumu açısından büyük dış baskı altında olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemiz limanlarında yaşanan transit yük düşüşünün ana sebepleri transit taşımacılığında yaşanan baskıdan kaynaklanmaktadır. Bu baskının başlıca nedenleri arasında Doğu Akdeniz’de artan limanlar arası rekabet, Mısır ve Yunanistan’ın Türk limanlarına karşı oluşturdukları teşvik politikaları, küresel taşımacılık hatlarındaki rota ve maliyet uyumlarının ve düzenlemelerinin yapılması ve Kızıldeniz ile Karadeniz de yaşanan güvenlik riskleri yer almaktadır. Bu gelişmeler Türkiye’nin yük hacmini tamamen aşağı çekmese de yüksek katma değerli transit trafiğin payını sınırlamıştır.
Deniz Ticaret Filosu
Türk denizciliğinde 2025 yılı deniz ticaret filosu olarak değerlendirirsek filonun 53 milyon DWT seviyelerine ulaştığı görülmüştür. Bu artış ile beraber Türk denizciliği dünya sıralamasında ilk 10 ülke arasında yerini almıştır. 2015 yılından 2025 yılına kadar olan döneme bakıldığında Türk denizcilik filosunun yük taşıma kapasitesinin yaklaşık %80’in üzerine çıktığı görülmektedir. Bu büyüme, gemi tipleri açısından değerlendirildiğinde dökme yük, tanker ve genel kargo gemilerinde ağırlıklı olarak artış yaşandığını göstermektedir. Bu artışın ana sebepleri Türk armatörlerinin özellikle 2. el gemilere yönelimi, finans sektöründe kredi bazlı kolaylıklar ve imkanlar, pandemi sonrası yaşanan navlunlardaki cezbedici yükselmeler, yatırım amaçlı ve daha yüksek kazanç sağlama istekleri etkili olmuştur.
Gemi İnşa ve Yat İmalat Sektörü
Ülkemiz gemi inşa ve yat sektöründe 2025 yılında özellikle ihracat bazında yaklaşık 1,8 milyar USD seviyelerine ulaşarak aylık bazda ortalama 150 milyon USD seviyelerine ulaşmıştır. Buda gemi inşa ve yat sektörünün 2025 yılı geneline baktığımızda sektörün olumlu verilerle yılı tamamladığını ortaya koymaktadır. Özellikle mega yat üretiminde 2024 yılına göre dünya sıralamasında yerimizi korumaya devam ederek yüksek katma değerli projelerde ülke olarak adımızı duyurmaya devam ettiğimiz bir yıl olmuştur. Fakat ihracat bazında elde edilen yüksek seviyelere karşın sektörde üretim alanında ve teslimat alanında yaşanan gecikmeler, kalifiye iş gücü eksikliği, ekipman ve malzeme maliyetlerindeki artış ile beraber artan enerji giderleri bu imalatların yapıldığı tersaneler üzerinde büyük baskı oluşturmuştur. Bu giderlerin artması konusunda tersaneler maaliyet alanında 2025 yılını zorlanarak tamamlamışlardır. Alınan yüksek siparişlere rağmen üretim maliyetlerin artması ve iş gücünde yaşanan sorunlar imalat alanında sektörde büyük zorlukların yaşanmasına neden olmuştur. Buda imalat sektöründe dengesiz bir durumun yaşanmasına neden olmuştur.
Bölgesel Riskler ve Maliyet Etkisi
2025 yılı, özellikle Karadeniz ve Kızıldeniz bölgelerinde yaşanan güvenlik sorunları ve artan risklerle öne çıkmıştır. Bu risk ve güvensizlik ortamı, deniz taşımacılığında maliyetlerin artmasına yol açarken, emniyet açısından da ciddi tehlikeleri beraberinde getirmiştir. Bu süreçte sigorta maliyetleri, savaş ve risk primleri sebebiyle %30–40 seviyelerinde yükselmiştir. Buna paralel olarak, artan emniyet risklerinin yarattığı tehlike ve endişeler gemilerin rotalarında değişikliklere gidilmesine neden olmuş; bu durum taşınan yüklerin transit sürelerinin uzamasını beraberinde getirmiştir. Rotalarda yaşanan bu değişiklikler, yüklerin geç teslim edilmesine yol açarken; yaşanan gelişmeler, ülkemiz limanlarını doğrudan devre dışı bırakmamış olsa da küresel ölçekte rekabet gücünün baskılanmasına ve taşıma maliyetlerinin artmasına zemin hazırlamıştır.
2025 Yılının Ülkemiz Açısından Değerlendirilmesi
Ülkemiz açısından 2025 yılı hakkında genel bir değerlendirme yapacak olursak, Türk denizciliğindeki büyümenin devam ettiği; fakat daha önceki yıllarda ki mevcut ve yaşanan yapısal bazdaki sorunların küresel ve ülkesel bazdaki ekonomik ve coğrafyamızdaki yaşanan sorunlarla birleşerek daha önceki yıllarda çözümleyemediğimiz yapısal alandaki sorunlarımızın daha da belirgin, etkileyici ve yıpratıcı olduğu bir yıl olmuştur. Bu zorluklara karşın ülkemiz denizciliği ayakta kalmayı başarmıştır. Limanlarımızda yük elleçleme hacmindeki artışlar, yerli ve yabancı bayraklı gemi filomuzun taşıma kapasitesi ile gemi sayısındaki artışlar ve gemi inşa ile yat sektöründe yaşanan üretim endeksli artışlar, 2025 yılında ülkemizin yaşadığı olumlu gelişmelerdendir. Buna karşın, özellikle konteyner taşımacılığında transit yük hacmindeki düşüş, küresel ve ulusal bazda artan ekonomik baskılar ile coğrafyamızda yükselen riskler, ülkemiz denizciliği açısından yaşanan olumsuzluklar olarak söyleyebiliriz.
2025 yılına ilişkin ortaya çıkan tablo aslında bize ülkemiz açısından rakamlardaki artışların yeterli olmadığını; verimliliğin, risk yönetiminin, lojistik açıdan yeniliklerin ve entegrasyonların gerekliliği ile en önemlisi ekonomik açıdan rekabet edilebilir bir ortamın oluşturulmasının zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Geçmişten gelen yapısal sorunların belirginleşmesi 2026 yılında küresel bazda deniz ticaretinde herhangi bir iyileşme olmaması durumunda Türkiye denizciliğinin daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağına ortaya koymaktadır. Bu sebeple Ülkemiz denizciliğinin bölgesel bazda yeni taşımacılık ve strateji belirlemesi mecburiyeti ortaya çıkmaktadır. Bununla beraber 2025 yılında artan üretim maaliyetlerini ve bölgesel güvenlik risklerini milli projelerle küresel bazda çözümleyecek, küresel ve bölgesel verileri iyi analiz edecek, sürdürülebilir uzun vadeli projeler ve denizcilik politikaları oluşturması gerekmektedir. 2025 Yılına bakıldığından yaşanan gelişmeler analiz edildiğinde 2026 yılanında zor geçeceği tahmin edilmektedir.