Yazarlar

Yeni Bir Yıla Girerken

Sanırım hepimizin ortak görüşüdür ya günler çok kısaldı ya da dünya çok daha hızlı dönüyor. Baş döndürücü bir süratle günler birbirini kovalar oldu. Pazartesi günü geçti ise o haftanın sonunu neredeyse getirdik demektir. Bireyler olarak mücadelesini verdiğimiz yaşam koşuşturmacasının yanında, dünyada ve ülkemizde gündem hatta gündemler her gün bambaşka bir başlıkla bizi karşılıyor. Bakalım yarın hangi haberlere uyanacağız?
İnsanlık tarihinin ortak kaderi bu belki; Eski ile yeni gelenin bir türlü uyum sağlayamaması… Karşılıklı anlaşılamamak gibi net bir şikâyet var… Her neslin sonra geleni beğenmemesi antik çağlardan günümüze geliyor. Sümer tabletlerinde yeni neslin tembel, saygısız ve ilgisiz olduğunun yazıldığını duymuş muydunuz?
Ne biz dedelerimizin dünyasındayız artık ne de torunlarımız bizlerin yaşadığı hayatı yaşayacak.
Herkes kendi devrini yaşar. İçinde olduğumuzdan mıdır, bilemem? Bizim durumumuz gerçekten çok farklı. Teknolojideki büyük değişim ve yakalayamacağımız kadar koşar adımla devam eden yenilikler bizi günlük yaşamda adeta derin bir boşlukta bırakıyor. Bir yandan kolay yaşam döngüsü karşımıza çıkarken bir yandan geri dönüşü olmayan kayıplar dönemine girmiş bulunuyoruz.
Kaybediyoruz, evet… 90’lar değişimin işaretini verirken, 2000’lerden sonra iletişimin kesintisiziz bir akış haline gelmesiyle başka bir dünya ile bizi tanıştırdılar. Küreselleşme adıyla dünya, yepyeni bir yaşam tarzını “daha da tüketmek” üzerine oluşturmuş meğer.
Zamanı tükettiğimiz gibi ilişkilerimizi de, insani değerlerimizi de, iç dünyamızı da ve doğayı da hızla tüketiyoruz. Üzücü olan; bu tükenişi yıllar içerisinde “normal” olarak hayatımızda sıradanlaştırdık. Sıradanlaşmak demişken çağın belki de en büyük vebası artık “sıradan olmak”. Çünkü bireyler düşünme erklerini de yavaş yavaş sanal dünyaya teslim ederken aslında sıradan yığınlar haline geldiğinin maalesef ya farkında değil ya da artık çok geç.
Geçtiğimiz yılı bir özetlemek isterken bu süregelen “Araf”ta kalan durumumuzu es geçmemiz gerekti. Değerlerimiz, inançlarımız, rutinlerimiz, bildiklerimiz, gördüklerimiz artık eskisi gibi değil. Yaşam biçimimiz değişirken temel diye düşündüğümüz bir çok değer de artık yüz değiştiriyor.
On yıla kadar değişimden etkilenmeyecek bir meslek grubu kalmayacak deniliyor mesela… Peki biz hazır mıyız? Çocuklarımız hazır mı?
Şimdi konumuza dönelim; 2025 yılı nasıldı?
Ekonomi çerçevesinden bakarsak güzel bir yıl olarak değerlendirmek çok güç. Lojistik dünyası için pandemi dönemindeki o eşi görülmemiş rüzgarın sona ermesiyle ticarette bazı gerçeklerle yüzleştiğimiz günlerin bir devamı niteliğindeydi. Belirsizliklerle dolu bir ortamda temkin ve öngörüyle ilerlemeye mecbur kaldığımız bir yılı geride bıraktık. Ticaretin dar koridorlarında hareket eden tüm paydaşlar için ayakta kalma çabası vardı.
Küresel ticaret tarafında özellikle ABD Çin arasında gerginlik, tarifeler, kısıtlamalar, gümrük süreçlerindeki baskı, ticari akışlarda yön değiştirme ve maliyet artışları riskini doğurdu.
Kızıldeniz/ Husi saldırıları Hint-Avrupa rotasındaki sapmalar, RedSea krizi, boş dönüş seferleri ve navlun dalgalanmalarıyla birlikte güzergah optimizasyonu, koridor ve rota dönüşümlerini getirdi.
Fazla kapasite ve navlun baskısı yeni gemi siparişlerinde çekilme, rekabetin şiddetlenmesi, navlun düşüşü beraberinde taşıyanların kar marjlarında baskı, operatörleri yatırım kararlarında daha temkinli davranmaya zorladı.
Tüm bunlara yeşil dönüşümün getirdiği sürdürülebilirlik ve karbondan arınma baskısı da eklenince sektör maliyet yükünün oldukça artmasına neden oldu. Teknolojik dönüşüm ve yakıt geçişleri gibi önemli maliyet artışları da beraberinde geldi.
Dijitalleşme, görünürlük, tedarik zinciri dönüşümü biz taşıma işleri komisyoncularının da arasında bulunduğu yapılar için köklü değişimin ve yenilenmenin kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Başlı başına yeni bir yapılanma ve altyapı değişikliğinin zorunlu kılındığı bir döneme girildiğini işaretini verdi.
Savaşlar, terör, güvenlik olayları ve kazalar; sigorta maliyetleri, rota güvenlikleri ve risk primlerini gündeme getirdi.
Yakın bölgemizde Rus Ukrayna Savaşı, Suriye’nin durumu, bölge geriliminin oldukça yükseldiği bir ortamda transit ticaretin koşulları getirileri ve götürüleri de dikkatle takip edilmesi gereken bir alan oldu.
Ülkemizde ise; 2025’in bu öne çıkan krizleri, belirsizlikleri ve görece fırsatları, transit taşımacılıktaki yerimiz, jeopolitik önemimiz, dört bir yanımızdaki sıcak gelişmeler ile birleşince bizleri ateş çemberinin içerisinde yaşama mecbur etti ve ülkemizi tam bir düğümlenme noktası haline getirdi. Ortadoğu’daki gelişmeler, AB ile ilişkiler, Rusya Ukrayna savaşı üzerimizdeki sisin daha da artmasında etkin rol aldı.
Dünya’da talebin daralması ve üretim maliyetlerindeki ciddi artış, döviz baskısı ihracatçının tabiri yerindeyse belini kırdı. Enflasyonla mücadele kapsamında faiz politikalarında değişkenlik ve sıkılaşma adımları, ihracatçının finansmana erişimini oldukça zorladı. İç politikadaki gelişmeler, piyasalar, şirketler için uzun dönemli planlama yerine günlük çözümlerle hareket etmeye mecbur kıldı.
“Risk Yöneticiliği” de bizlerin yeni bir ünvanı oldu. Tedarik güçlerini korumak, yaşatmak ve geliştirmek gibi bir zorunluluğun yanında müşterilerinin finansal durumlarını çok iyi okumak, piyasa şartlarını yakından izlemek ve sınırlı kaynağı doğru işlerde kullanmak, alacak yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluğu üzerimize yükledi.
Özetle ticarette zor bir yılı geride bıraktık ama hayat hızla devam ediyor.
Bütün bu tablo içerisinde ölçülü risk almak, uzun vadeli stratejilere odaklanmak, finansal dayanıklılığı güçlendirmek dönemin pusulasını oluşturuyor.
Dileğim tüm sorunları, belirsizlikleri, huzursuzlukları geçtiğimiz yılda bırakmış olalım; 2026 herkese güzellikler getirsin.
Umut hep var!
Sevgi ve Dostlukla…

Bu yazıyı paylaşın

Bülent İbik

Yasal Uyarı

Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorum ve içeriklerden sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL