Yazarlar

Hürmüz’ün Konteyner Taşımacılığına Etkileri

Küresel ticarette denizyolu taşımacılığı, yalnızca gemilerin limandan limana hareketinden ibaret değildir. Asıl değer, yükün ne zaman varacağını öngörebilmekte, gecikmeleri önceden görebilmekte ve tedarik zincirini buna göre yönetebilmekte yatmaktadır. Bu nedenle jeopolitik kırılmalar, özellikle dar boğazlar ve stratejik geçiş noktaları söz konusu olduğunda, konteyner taşımacılığında çok katmanlı etkiler yaratır.
Hürmüz Boğazı’nın kapanması/tıkanması, konteyner taşımacılığı açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Shipsgo veritabanından elde edilen Türkiye çıkışlı seçilmiş bazı rotalar kapsamında karşılaştırmalı veriler, Hürmüz kapanması/tıkanması öncesi ve sonrası dönemde konteyner taşımacılığında dört temel alanda belirgin değişimler olduğunu göstermektedir: transit süreler, aktarma sayıları, transit süre güvenilirliği ve aktarma limanlarındaki bekleme süreleri. Bu yazımda, bu dört değişken üzerinden gerçekleşen değişimleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Transit sürelerde belirgin artış
İlk dikkat çeken gösterge, Türkiye çıkışlı bazı Orta Doğu rotalarında transit sürelerin ciddi biçimde uzamasıdır. Hürmüz kapanması öncesi dönemde İzmit Gebze – Jebel Ali hattında ortalama transit süre 40 gün iken, kapanma sonrası bu süre 60 güne yükselmiştir. Bu, yaklaşık yüzde 50’lik bir artış anlamına gelmektedir.
Benzer şekilde Aliağa – Jebel Ali hattında transit süre 33 günden 46 güne, Mersin – Jebel Ali hattında 32 günden 68 güne, İstanbul Ambarlı – Jebel Ali hattında ise 37 günden 73 güne çıkmıştır. En dikkat çekici artışlardan biri Mersin – Jebel Ali hattında görülmektedir; bu hatta transit süre iki kattan fazla artmıştır. İzmit Gebze – Hamad Doha hattında da süre 53 günden 74 güne yükselmiştir.
Bu beş rota birlikte değerlendirildiğinde, ortalama transit sürenin 39 günden 64 günün üzerine çıktığı görülmektedir. Başka bir ifadeyle, seçili rotalarda transit süreler ortalama olarak yaklaşık yüzde 65 artmıştır. Bu artış, yalnızca geminin daha uzun seyretmesiyle açıklanamaz; rota değişiklikleri, servis düzenlemeleri, aktarma ihtiyacındaki artış ve limanlarda oluşan beklemeler de toplam transit sürenin uzamasında belirleyici rol oynamaktadır.

Direkt taşımalar azalıyor, çok aktarmalı yapılar güçleniyor
Hürmüz kapanması sonrası verilerde en çarpıcı değişimlerden biri de aktarma yapısında ortaya çıkmaktadır. Kapanma öncesi dönemde direkt taşıma oranı %9,47 iken, kapanma sonrası bu oran %1,06’ya gerilemiştir. Bu durum, konteynerlerin artık çok daha az oranda doğrudan varış limanına ulaştığını göstermektedir.
Bir aktarmalı taşımaların oranı da %36,09’dan %15,17’ye düşmüştür. Buna karşılık iki aktarmalı taşımaların oranı %38,67’den %57,12’ye yükselmiştir. Dört aktarmalı taşımalar ise %0,51’den %12,53’e çıkarak dikkat çekici bir sıçrama yapmıştır.
Bu tablo, taşıma ağının daha karmaşık hale geldiğini göstermektedir. Hürmüz kapanması sonrası konteynerlerin daha fazla aktarma limanından geçmesi, operasyonel belirsizliği artırmaktadır. Her ek aktarma, yeni bir bekleme süresi, yeni bir bağlantı riski ve yeni bir gecikme olasılığı anlamına gelir. Dolayısıyla aktarma sayısındaki artış, transit süredeki yükselişin en önemli açıklayıcılarından biridir. Bu değişim, tedarik zinciri yöneticileri açısından önemli bir uyarıdır: Kriz dönemlerinde yalnızca navlun maliyeti değil, taşıma ağının karmaşıklığı da izlenmelidir.

Transit süre güvenilirliği baskı altında
Bir diğer önemli gösterge ise schedule reliability, yani transit süre güvenilirliğidir. Bu oran, taşımanın planlanan ya da öngörülen süreye ne kadar yakın gerçekleştiğini göstermesi bakımından lojistik performansın kritik göstergelerinden biridir.
Verilere göre bazı hat operatörlerinde kapanma sonrası güvenilirlik oranlarında önemli düşüşler yaşanmıştır. Maersk Line’da güvenilirlik oranı %95,18’den %91,61’e sınırlı bir düşüş gösterirken, Hapag Lloyd’da %91,88’den %78,49’a gerilemiştir. MSC’de oran %84,52’den %75,37’ye, Sea Lead Shipping’de ise %80,39’dan % 66,01’e düşmüştür.
CMA CGM ise farklı bir görünüm sergilemektedir. Bu hatlarda güvenilirlik oranı %79,52’den %85,93’e yükselmiştir. Bu durum, kriz dönemlerinde taşıyıcı bazında performans farklılıklarının artabileceğini göstermektedir. Bazı taşıyıcılar yeni koşullara daha hızlı uyum sağlarken, bazıları rota değişimleri, aktarma bağlantıları veya kapasite yönetimi nedeniyle daha fazla zorlanabilmektedir. Bu düşüş, özellikle stok planlaması, üretim programı ve müşteri teslim taahhütleri açısından önemli sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

Aktarma limanlarında bekleme süreleri artıyor
Hürmüz kapanması sonrası konteyner taşımacılığındaki baskının önemli bir bölümü aktarma limanlarında görünür hale gelmektedir. Shipsgo verileri, bazı önemli aktarma limanlarında bekleme sürelerinin belirgin biçimde arttığını göstermektedir.
Jeddah’da ortalama bekleme süresi 8 günden 12 güne çıkmıştır. Tanger’de 6 günden 16 güne yükselen süre, ciddi bir artışa işaret etmektedir. Salalah’da bekleme süresi 4 günden 10 güne çıkarken, Nhava Sheva’da 14 günden 19 güne yükselmiştir. Tekirdağ’da da 6 günden 7 güne sınırlı bir artış görülmektedir. Buna karşılık Port Said’de 6 günden 5 güne düşüş yaşanmıştır.
Bu veriler, krizin tüm limanları aynı yönde ve aynı şiddette etkilemediğini göstermektedir. Bazı limanlar alternatif rota ve aktarma baskısını daha fazla hissederken, bazıları mevcut ağ yapısı içinde daha dengeli kalabilmiştir. Ancak genel ortalama değerlendirildiğinde, seçili aktarma limanlarında bekleme süresinin yaklaşık 7,3 günden 11,5 güne çıktığı görülmektedir. Bu da yaklaşık yüzde 57’lik bir artış anlamına gelmektedir.
Aktarma limanlarındaki bekleme süreleri, konteyner taşımacılığında görünmeyen maliyetlerin başında gelir. Geciken konteyner yalnızca geç teslimat anlamına gelmez; aynı zamanda stok maliyeti, üretim aksaması, satış kaybı, demuraj/detention riski ve müşteri memnuniyetsizliği anlamına da gelebilir.

Görünürlük artık operasyonel bir zorunluluk
Hürmüz kapanması sonrası veriler, konteyner taşımacılığında krizlerin etkisinin tek bir göstergeyle ölçülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Transit süreler uzamakta, direkt servisler azalmakta, çok aktarmalı taşıma oranı artmakta, bazı taşıyıcılarda güvenilirlik düşmekte ve aktarma limanlarında bekleme süreleri yükselmektedir.
Bu tablo, lojistikte görünürlüğün neden kritik hale geldiğini açık biçimde göstermektedir. Kriz dönemlerinde yük sahipleri ve forwarder’lar için asıl ihtiyaç, yalnızca konteynerin nerede olduğunu görmek değildir. Aynı zamanda hangi limanda ne kadar beklediğini, kaç aktarma yapacağını, planlanan varış süresinin ne ölçüde değiştiğini ve taşıyıcı performansının nasıl etkilendiğini izleyebilmektir.
Hürmüz örneği, konteyner taşımacılığında yeni dönemin temel gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır: Jeopolitik riskler arttıkça, tedarik zincirinde veri temelli karar alma kabiliyeti de stratejik bir avantaja dönüşmektedir. Taşıma ağının karmaşıklığını ölçebilen, gecikmeleri erken tespit edebilen ve alternatif senaryolar üretebilen şirketler, kriz dönemlerinde daha dayanıklı hale gelecektir.
Sonuç olarak Hürmüz’ün kapanması, konteyner taşımacılığında yalnızca rotaları değil, operasyonel planlamanın bütün mantığını etkilemektedir. Shipsgo verileri, bu etkinin transit süre, aktarma sayısı, güvenilirlik ve liman beklemeleri üzerinden somut biçimde izlenebildiğini göstermektedir. Bu nedenle günümüz lojistiğinde görünürlük artık destekleyici bir teknoloji değil, risk yönetiminin merkezinde yer alan temel bir yetkinliktir.

Bu yazıyı paylaşın

Prof. Dr. Okan Tuna

Dokuz Eylül Üniversitesi
DENİZCİLİK FAKÜLTESİ LOJİSTİK YÖNETİMİ BÖLÜMÜ TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ ANABİLİM DALI

Tüm Yazıları

Yasal Uyarı

Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorum ve içeriklerden sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL