Güncel Gündem Röportaj Sektörden

Türkiye Yachting’de Konum Değiştiriyor: Atölyeden Ekosisteme

Türkiye Yachting’de Konum Değiştiriyor:  Atölyeden Ekosisteme

Türk yat ve yachting sektörü, 2025 yılında stratejik bir kırılma noktasına sahne oldu. Üretim kapasitesinin ötesine geçen bu dönem; uluslararası konumlanma, marka algısı, hukuki altyapı ve kurumsal yapılanma başlıklarının daha güçlü şekilde gündeme taşındığı bir süreç olarak dikkat çekti.
Bu dönüşüm sürecinde, sektöre bütüncül bakış açısıyla yaklaşan isimlerden biri de Begüm Group of Companies Kurucusu ve CEO’su Begüm Doğulu.
Doğulu ile Türkiye’nin yachting vizyonunu, Bodrum Boat Show’un stratejik anlamını ve sektörün uluslararası rekabetteki geleceğini değerlendirdiğimiz bir röportaj gerçekleştirdik.

2025 yılını yat ve yachting sektörü açısından değerlendirdiğinizde, bu yılın sizce en ayırt edici özelliği ne oldu?
2025 yılı, Türk yat sektörü açısından benim için bir farkındalık ve yeniden konumlanma yılı olarak öne çıkıyor. Bu yıl, sektörün yalnızca üretim gücüyle değil; vizyonu, hukuki altyapısı, uluslararası iletişimi ve marka diliyle de rekabet etmesi gerektiğinin çok daha net anlaşıldığı bir yıl oldu. Artık sadece iyi yat yapan değil, doğru yerde, doğru dille, doğru güven ortamını yaratan ülkeler öne çıkıyor. 2025, Türkiye’nin bu gerçekle yüzleştiği ve adım atmaya başladığı bir eşik yılıydı.

2025 boyunca yaptığınız değerlendirmelerde Türkiye yat ve yachting sektörü için “önemli bir eşik” vurgusu öne çıkıyor. Bu eşiği; uluslararası rekabet, mevzuat, yatırım ortamı ya da sektörün kurumsallaşması açısından nasıl tanımlarsınız?
Bu eşiği; uluslararası rekabet, mevzuat ve kurumsallaşmanın aynı anda konuşulmaya başlandığı bir kırılma noktası olarak tanımlıyorum. Türkiye uzun yıllar çok güçlü bir üretim ülkesi oldu; ancak küresel yatçılık ekosisteminde gerçek anlamda kalıcı olmak, sadece üretmekle değil, güven vermekle, şeffaf olmakla ve doğru hukuki çerçeveyi sunmakla mümkün. 2025’te bu konuların artık ertelenemez olduğu netleşti. Bu da sektör için gerçek bir olgunlaşma dönemiydi.

Küresel ekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen Türkiye’nin yachting alanında rekabetçi kalmasını sağlayan temel unsurlar neler?
Türkiye’nin en büyük avantajı, çok katmanlı bir değer sunabilmesi. Coğrafi konumumuz, usta iş gücümüz, tersanelerimizin esnekliği ve Akdeniz kültürünü çok iyi yansıtan yaşam tarzımız hâlâ çok güçlü. Ancak bunun yanında, doğru lokasyonlarda doğru hikâyeyi anlatabildiğimizde rekabetçi kalabiliyoruz. Bodrum bunun en somut örneği. Bodrum; üretimle yaşam tarzını, teknikle estetiği, yatçılıkla kültürü bir araya getirebilen nadir merkezlerden biri. Dünyanın en uzun sahil şeridine sahip olmamız ve sahil boyundaki her limandaki tarihi doku doğa ve iklim şartları mükemmel bir değer.

Türkiye’yi bugün küresel yachting ekosistemi içinde nasıl konumlandırıyorsunuz?
Türkiye’yi bugün yüksek potansiyelli ama hâlâ doğru anlatılmayı bekleyen bir ülke olarak konumlandırıyorum. Üretimde dünyada ilk sıralardayız; fakat algı tarafında aynı güçte değiliz. İşte bu noktada Bodrum gibi güçlü markalara ve Bodrum Boat Show gibi doğru lokasyonda yapılan organizasyonlara çok ihtiyacımız var. Çünkü küresel yatçılık dünyası sadece yatlara değil, destinasyonlara yatırım yapar.

2025’te uluslararası müşteri profili ve beklentileri açısından dikkat çeken değişimler neler oldu?
Uluslararası müşteriler artık sadece yatın teknik özelliklerine değil; bayrağına, hukuki yapısına, operasyonel güvenliğine ve bulunduğu ülkenin itibarına çok daha fazla bakıyor. Bu yatı nerede bağlayacağım, bu ülkede hukuki bir sorun yaşarsam ne olur? soruları daha yüksek sesle soruluyor. Bu da Türkiye’de danışmanlık, hukuk ve kurumsal yapıların güçlenmesini zorunlu kılıyor.

2025’te ilk kez düzenlenen Bodrum Boat Show’u, Türkiye yachting sektörü açısından nasıl bir başlangıç olarak değerlendiriyorsunuz?
Bodrum Boat Show’u ben sadece bir fuar değil, çok güçlü bir niyet beyanı olarak görüyorum. Türkiye yatçılık sahnesinde ben de varım ve bunu Bodrum’dan söylüyorum demenin en net haliydi. İlk kez düzenlenmesine rağmen, seçilen lokasyon sayesinde uluslararası algı açısından çok doğru bir yerden konuştu.

Fuarın uluslararası katılıma açık bir yapı ile kurgulanması sizce Türkiye’nin küresel yachting algısına nasıl bir katkı sundu?
Uluslararası katılım, bu fuarı yerel bir sergi olmaktan çıkarıp küresel bir vitrine dönüştürdü. Ancak asıl önemli olan, bu vitrinin Bodrum’da kurulmuş olmasıydı. Çünkü Bodrum, yabancı yatırımcı ve yat sahipleri için zaten tanıdık, güvenilir ve arzu edilen bir destinasyon. Bu da fuarın inandırıcılığını doğrudan artırdı.

İlk yıl olmasına rağmen Bodrum Boat Show’un güçlü bulduğunuz yönleri nelerdi?
En güçlü yönü, doğru yerde yapılmış olmasıydı. Bodrum, yatçılığın ruhuyla birebir örtüşen bir şehir. Katılımcılar sadece yat görmedi; Bodrum’un yaşam tarzını, marinadaki atmosferi ve destinasyonun potansiyelini deneyimledi. Bu, hiçbir kapalı alan fuarının veremeyeceği bir etki yaratır.

Sizce bu organizasyonun, önümüzdeki yıllarda uluslararası yat fuarları takviminde kalıcı bir yer edinebilmesi için hangi alanlarda gelişmesi gerekiyor?
Uluslararası tanıtımın daha da güçlenmesi, yabancı broker ve yatırımcıların daha sistematik şekilde davet edilmesi ve hukuki, finansal panellerle içeriğin zenginleştirilmesi önemli. Bodrum Boat Show, sadece yatların değil; bilgi, güven ve vizyonun da paylaşıldığı bir platforma dönüşmeli. Uluslararası fuarlardaki örneğin Chef competition gibi eventler yapılıp yabancı brokerler jüri olarak kullanılmalı ve fuar daha cazip hale gelip aynı zamanda Türk Cheflerimizin yetenek ve becerileri yabancı brokerlara gösterilebilmesi için çok büyük fırsat olarak değerlendirilmelidir.
Süper yat projeleri ve yüksek segment yatçılık açısından baktığınızda, Türkiye’nin bugün uluslararası ölçekte nasıl bir algıya sahip olduğunu düşünüyorsunuz?
Türkiye süper yat üretiminde çok güçlü bir ülke olarak biliniyor. Ancak proje yönetimi, hukuki yapı ve satış sonrası süreçlerde hâlâ daha kurumsal bir algıya ihtiyaç var. Bu algıyı güçlendirmek için Tersanelerimizin uluslararası vitrinde daha fazla görünür ve daha fazla sorumluluklarının arkasında durması şart. Güvenilirlik çok değerli bir husus. Ayrıca ülkemizde şu an superyacht ağırlayacak ve tadilat yapacak alt yapı maalesef yok. Uluslararası arenada söz sahibi olmak istiyorsak önce alt yapı eksikliklerimizi ivedi tamamlamalıyız.

Bu segmentte Türkiye’nin karşılaştığı en temel zorluklar sizce daha çok hangi alanlarda yoğunlaşıyor?
En büyük zorluk, hukuki öngörülebilirlik ve standartlaşma. Uluslararası müşteriler netlik ister. Bu nedenle doğru danışmanlık, şeffaf süreçler ve uluslararası standartlara uyum çok kritik. Türk Yatçılığı devletimize doğru izah edilmeye muhtaç. Sektör uluslar arası platformda yer almak istiyorsa o standartlara ulaşmak için ve sektörün legalize olması için Devletimizin çabalarına direnmeyecek. Türk Yacht Kodu çıkmalı, Acentecilik yönetmeliği ivedi uygulamaya konmalı, Refit firmaları kesinlikle Devletten lisansa bağlanmalı hiç kimse 2 kişi bir araya gelip hiçbir mesleki sertifikasyon sahibi olmadan bu ciddi işleri yapamamalı sonucunda bedeli Devletimiz ödüyor hatalar yapıldığında maalesef kaybeden Ülkemiz oluyor.

Uluslararası müşteriler açısından yachting sektöründe hukuki güven, şeffaflık ve doğru danışmanlık neden bu kadar belirleyici?
Çünkü süper yat yatırımı duygusal olduğu kadar ciddi bir finansal karardır. Güven yoksa yatırım da olmaz. Hukuki güven, bir ülkenin yatçılıktaki gerçek itibarını belirler.
Begüm Group of Companies çatısı altında, 22 Kasım’da Zorlu Center’da açtığınız Begüm Maritime Consultancy, yabancı yatırımcılar ve potansiyel müşterilere yönelik tam kapsamlı hukuk danışmanlığı sunuyor. Bu ofisin kuruluş ihtiyacı nasıl ortaya çıktı?
Yıllardır sektörde şunu gözlemledim: Türkiye’ye ilgi var ama doğru hukuki rehberlik eksik. Begüm Maritime Consultancy, tam da bu boşluğu doldurmak için doğdu. Yabancı yatırımcılara Türkiye’de güvendesiniz diyebilmek için. Doğru yol haritası çizip işinin ehli ekiple mutlu müşteri yaratıp hem şirketimizin hem sektörümüzün ve hem de Devletimizin itibarına bir parçada olsa destek sağlamak amacımız.

Begüm Maritime Consultancy’nin, Türkiye’nin yachting sektöründeki uluslararası güvenilirliğine ve yatırım ortamına nasıl bir katkı sunmasını hedefliyorsunuz?
Amacımız; Türkiye’yi sadece üretim ülkesi değil, güvenilir bir yachting hukuku merkezi olarak da konumlandırmak. Doğru danışmanlık, doğru algıyı yaratır.

Önümüzdeki yıllara baktığınızda, Türkiye yachting sektörünü uluslararası ölçekte nerede görmeyi arzu ediyorsunuz?
Süper yatları barındırabilecek ve kışlama imkânı sağlayabilecek marinaları olan Akdeniz’in en güçlü yatçılık destinasyonlarından biri olmuş; üretimi, hukuku ve yaşam tarzı ile örnek gösterilen bir Türkiye hayal ediyorum.

Son olarak, röportaj kapsamında sizlerin özellikle değinmek istediği veya eklemek istediğiniz bir konu var mı?
Eklemek istediğim konu; Bodrum Boat Show’un Bodrum’da yapılması bir tesadüf değil, stratejik bir tercihtir. Bodrum, Türkiye’nin dünyaya açılan yachting yüzüdür. Bu değeri ne kadar doğru sahiplenirsek, sektör olarak o kadar ileri gideriz.

Bu yazıyı paylaşın

Yasal Uyarı

Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorum ve içeriklerden sitemiz sorumlu tutulamaz. Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL